CLICK HERE FOR THOUSANDS OF FREE BLOGGER TEMPLATES »

04 Kasım 2009 Çarşamba

Naaş

--I--

ahh güzelim
cenaze meleğim
titriyor mu ellerin
mezarın çok mu derin
alışamadın mı toprağa
gözlerini kapa
tutun ruhuma
gidelim, geride bıraktıklarına
yeryüzünde fırtına
yeryüzünde karanlık var
üşüyor yaşayanlar
yılanlar sarmış bedenini
korkma
onlar seni ısıtacak şimdi
burda ki yılanlar yatakta
dost dediklerin arasında
ısırıyorlar
parçalıyorlar
öldürüyorlar
gizlice
sinsice

--II--

birkaç papatya bırakmıştım kabrine
hoşuna gittiler mi
belki açarlar birgün yüreğinde
yüreğini hayat terk ettimi
tüm yalanlarını söküp
kefenini delecek
bir sabah güzelim
yaşayanlar sana gıpta edecek
gömecekler beni yanına
ellerimde papatyalar olacak
kefenim resmin
duam ismin
hatıralar cemaatim
helal olsun
ölümü bana sevdirdin

--III--

bekle güzelim
toprağı eşele
geliyorum yanına
mekanımız bir ola

06 Ekim 2009 Salı

Zehir



yine hastayım sevdiğim
yine üşüyor ellerim

gece gece yanan gözlerini yaklaştır, ey uğruna gözyaşı döktüğüm
bir parça umut gülsen ne kaybedersin, gamzelerin olmaz kördüğüm

bir kalp var ki benim içimde, sana hapis
bir damla sen kanar ki gözlerim
dudaklarıma gelen acısı cennet elmasından nefis

yine hastayım sevdiğim
yasakladı doktorlar seni, bilesin
madem sen gelmeyeceksin
tanrı bir meleğini göndersin
cebrail bana senden haber getirsin
mikail rüzgarlarla, saçlarının tel tel kokusuyla gelsin
israfil bir gazel üflesin
azrail de gelecekse
rakısıyla gelsin...

29 Eylül 2009 Salı

Yokluk

bir nefes ruh
birkaç damla kan
senden geriye kalan
gerisi yalan

faça yemiş hislerim, haberim yok
çoktan ölmüşsün, haberin yok
halet-i ruhiyende zevke tapacak bi adem bulamazsan
bana gel, bende artık iman yok
ama sevme
şeytanda bile
seni sevecek mide yok

kendimde değilim siz bu satırları okurken
biraz içmişim eski sevgililerimden
gel yanaş, bir şişe de sen aç
köpekler anlamaz nasılsa dilimizden

24 Ağustos 2009 Pazartesi

lenore vb..


ensemden vuran soğuk rüzgar sanki geride bırakmaya çalıştığım soğuk anıları ısrarla beni hastalık gibi sarması için gönderilmiş bir şeytan gibi yeni günahlara sevk ederken fani yüreğimi,bir yandan da umursuzca önümü görmeye çalışıyordum karanlık odamın koyu kahve kokuları arasında...
ne yapmalıyım (her şeyi yaptın)
neden olmuyor (elinden gelmiyor)
neden ( nedensizlikten)
.
.
.
gece ilerliyor, hayaller küçülüyor..gerçek hiç var olmayan soğuk kollarını penceremden uzatıyor, saçlarımı okşuyor
saçlarım beyazlıyor
ellerim titriyor
bir kuzgun geliyor ömürüm sonuna

içim rahatlıyor
bu bir hayalse bile
seni sormuyor, benim hayallerimin katilim olamayacak
derken

derken

derken

derken

tek tek söylüyor kuzgun tüm geçmişi
hepsi ölümsüzlük taşıyor kanatlarında, kuzgunun gözlerindeki ölümü yaşıyorken
ne ironik
aklım yerinde değil artık bu soğuk gecede
biliyorum herşey bir belirsizlik içerisinde
ve gidiyorsun
görüyorum kuzgunun gözlerinde
bırakıp beni kederim içerisinde
uzanamıyorken sözlerim sana
düşüyorum bambaşka bir ölümsüz aşkın ceset moru ay ışığına
ne yapabilirdim (hiç birşey)
ne istiyordu (çok fazla şey)
neden yaratıldım ( geçip gitmen için)
bu kadar değerli mi (şeytan da değerlidir, ama tanrı ya yar olamadı )
peki ben (uyu..)
uyuyorum
hoşçakal

16 Ağustos 2009 Pazar

itiraf

geleceğine karanlık diyorsan
tut ellerimden, geçmişime bakalım
sarhoş olmak istiyorsan
gözlerimi kokla, gözyaşlarımda sabahlayalım

kalbin mi kırıldı, ruhun mu daraldı
bana da anlatsana unuttum
birşeyler hissetmek nasıldı
yalancı yağmurlara kandım, kurudum

nikotin bağımlısı yalnızlığım
beyaz dumanlar sarmış saçlarımı
şiirinin yarısında sızmış tanrım
mürekkebi boyamış duygularımı

ve kırıldı şişe
döküldü siyahlık saçlarına
ellerini açmış bekliyor tanrıça

o sensin
sen
sisler içinde kalmış benliğim
sen
çoktan ölmüş masumiyetim
terk edilmiş sadakatim
beni idama mahkum eden adaletim
beni sana mecbur eden cehaletim
sevmiştim seni, özür dilerim

18 Haziran 2009 Perşembe

sessizlik çok derin, 
yağıyor damarlarımdan
duygular fırlıyor karanlıktan
yokluğundan...

söylesene
tabutuna sığdı mı zaman
yer kaldı mı canımdan

can dediğim bir nefes sigara dumanı
birkaç şarkı
bir de.. şarap rengi bakışları

rüzgarda dalgalansa sesin
titrese sonbahar
ne güzel olur du kahrolmak
ellerinde açınca papatyalar

bu sabah kızımız uyandırdı beni
gerçek hayatta çok kaldın biraz düş gör dedi
sorgulamadım varlığını
gözleri senin kadar sıcaktı
daldım gittim

rengarenk bir ülkede
uçuşuyordu saçların
gülüyordu yüzün
beni çağırdığında anladım
sen bana cennetin armağanıydın
ve sadece orada var olacaktın

dünya bizim salıncağımız
iki oynar bıkarız
sonsuzluktur yuvamız
ve söz veriyorum
sonsuzluğun yeşil gerçeklinde
gerçek biz olacağız

....

ben seni şakacıktan sevdim
oynarken toz kaçtı gözüme
ondan böyle yaşlı gözlerim

masustan öptüm 
dudaklarınla kalbinin arasından
gofret kırıntılarını bitirmekti hedefim
birde...çok polisiye film izlemiştim

o güzel sözler hep yalandı
zaten
yüreğim leblebi tozlarına bulanmıştı

çok üşümüştüm seni sevdiğimi söylerken
o yüzden çıkamadım o günlerde evden
hasta olmuştum sen bana gülerken

yüzümün kızarmasını ne sanmıştın
yoksa o ağaca o günü sen mi kazımıştın

ben şakacıktan öldüm 
biliyor musun
şakayı uzattı annem babam...gömüldüm
haydi gül ne duruyorsun

ağlama artııık toprağın altına gömmüştük oyuncaklarımızı
ağlama şaka yapmıştım dedim aşkımızı
bak gökyüzüne kuşlar ne güzel uçuyor
sen onların gerçekliğinde mutlu ol
kurtcuklar beni şakalarımla seviyor

haydi git

şakaydı hayat
...........................................................

gülümsemelerini gerçekleştirmen için bir şaka farzet beni...