28 Ekim 2025 Salı

loşlukta

bu loş hava da neyin nesi
yoksa sen de mi terk edeceksin beni
üzülme, değmem ki üzülmene
sigarayı bırakmaktan daha kolay olmalı
beni bu hücrede bırakıp gitmek
neticede
sana zarar vermekten başka bir işe yaramadım
gereğinden fazla sevip
gerekmediği kadar umursadım
fazlaca yanında oldum, haklısın
hak etmediğin kadar hatalıydım
buğulanmış bir otobüs camına
adını yazıp seni utandırmamalıydım
o camın arkasında 
yalnızca
kirli parmaklarımın izini bıraktım
düşüncesiz bir ukalaydım
sığ bir liman isteyen seni
utanmazca boğacaktım
affetmeni dilemeyeceğim 
bu utançla yaşamayı kabul ettim
sonuçta
akıllı olan her zaman sendin
ben bir aptal olarak 
utanmaktan utanacak kadar çaresiz değilim

16 Ekim 2025 Perşembe

try1

kötülük öylesine güçlü, öylesine bulaşıcı bir hastalık ki, bir kere dokundu mu artık geri dönüşü yok. tenine veya zihnine, kalbine veya ruhuna fark etmiyor. tüm o korkuların ve travmaların önce esiri sonra da bekçisi oluyorsun. kaçamadığın tüm o zalimlikler içinden atamadığın bir zehre dönüşürken yavaş yavaş farkında olmadan kabulleniyor, istemsizce dönüşüyorsun. 
iyilik böyle değil, onun ancak aklını kullanarak ve son derece bilinçli bir şekilde ortaya çıkartırsın. ama kötülük öyle mi... bazen uyumak bile bir kötülük edimi olabiliyor. kim uyuyarak birisine iyilik yapabilir ki? veya susmak, haksızlık karşısında, zalimin karşısında, çocuklar öldürülürken susmak kadar büyük bir kötülük hayal edebiliyor musun? sen de o zalimliği yaşamışken üstelik, sen de haksızlığa uğramışken belki de öldürülmüşken...Öyle ya yaşıyor olsan bu kötülüğü nasıl yapabilirdin, içinde bir şeyler ölmüş olmalı değil mi?

hatelove

saf değildi duygularımız hatta olabileceği kadar kirliydi evet sevgi vardı  parmaklarımız kenetlenirken ama nefret de hep oradaydı yaklaştık...