10 Eylül 2016 Cumartesi

üzerime sinen kan ve sigara kokuları başımı döndürmeye başladı. işin komik tarafı tam olarak kaç tane sigara içtiğimi hatırlasam da bugün cehenneme gönderdiğim adamların sayısını bilmiyorum.on kişiden fazla olması lazım, aksi halde üzerimi bu kadar batırmak yavaş yavaş işimin bittiği anlamına gelir.
birini gözünden vurmuştum, üç tanesini kalbinden, önce ayaklarını parçalayıp vücuunun gelişi güzel bölgelerine kurşun yağdırdığım dörtlü grup, sonraki üç kişiyi de kafasından vurmuştum galiba... sadece on bir ceset ve yirmi altı izmarit...
yaşlanıyor muyum acaba?
siren sesleri yaklaşıyor. koşmak istemiyorum.şuraya uzanıp biraz kestirsem sabah gözlerimi morgda mı açarım acaba ? öyle ya buraya gelen polislerin üzerimdeki bunca kana ve çelimsiz vücuduma baktığında görecekleri şey uyuyan değil ölü bir adam olacağına adım gibi eminim.
keşke arabamı o kadara uzağa park etmeseydim...
bu geceki tek pişmanlığım bu.


                                                                       1. Kısım

Takım elbiseli adam üstü başı kan içinde olduğu halde koşmaya başladı. Ne olursa olsun polislerin aptallığına güvenmeyecek kadar aklı başındaydı. Megafondan "etrafınız sarıldı, hemen ellerinizi başınızın üzerine koyun ve dışarı çıkın," anonsu duyulduğunda arabasına ulaşmıştı bile. Derin bir nefes aldı ve evine doğru ağır ağır sürmeye başladı.
 

Hiç yorum yok:

hatelove

saf değildi duygularımız hatta olabileceği kadar kirliydi evet sevgi vardı  parmaklarımız kenetlenirken ama nefret de hep oradaydı yaklaştık...