üzerime sinen kan ve sigara kokuları başımı döndürmeye başladı. işin komik tarafı tam olarak kaç tane sigara içtiğimi hatırlasam da bugün cehenneme gönderdiğim adamların sayısını bilmiyorum.on kişiden fazla olması lazım, aksi halde üzerimi bu kadar batırmak yavaş yavaş işimin bittiği anlamına gelir.
birini gözünden vurmuştum, üç tanesini kalbinden, önce ayaklarını parçalayıp vücuunun gelişi güzel bölgelerine kurşun yağdırdığım dörtlü grup, sonraki üç kişiyi de kafasından vurmuştum galiba... sadece on bir ceset ve yirmi altı izmarit...
yaşlanıyor muyum acaba?
siren sesleri yaklaşıyor. koşmak istemiyorum.şuraya uzanıp biraz kestirsem sabah gözlerimi morgda mı açarım acaba ? öyle ya buraya gelen polislerin üzerimdeki bunca kana ve çelimsiz vücuduma baktığında görecekleri şey uyuyan değil ölü bir adam olacağına adım gibi eminim.
keşke arabamı o kadara uzağa park etmeseydim...
bu geceki tek pişmanlığım bu.
1. Kısım
Takım elbiseli adam üstü başı kan içinde olduğu halde koşmaya başladı. Ne olursa olsun polislerin aptallığına güvenmeyecek kadar aklı başındaydı. Megafondan "etrafınız sarıldı, hemen ellerinizi başınızın üzerine koyun ve dışarı çıkın," anonsu duyulduğunda arabasına ulaşmıştı bile. Derin bir nefes aldı ve evine doğru ağır ağır sürmeye başladı.
10 Eylül 2016 Cumartesi
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
hatelove
saf değildi duygularımız hatta olabileceği kadar kirliydi evet sevgi vardı parmaklarımız kenetlenirken ama nefret de hep oradaydı yaklaştık...
-
en güzel gün batımı gözlerinde izlenirdi uzanırdım deniz kıyısı kirpiklerine bir elim dokunurken beyaz, kum gibi tenine çakmak çakmak bakışl...
-
sonunda düşüncelerimle baş başayım ne ışık var burada ne de karanlık mutlak yokluktayım acı hissetmiyorum artık yalandan gülmeme gerek yok y...
-
özlüyorum seni bazen pencereme düşen ay ışığında bazen de solan bir çiçeğin kokusunda kalbim çarpıyor senden bir parça boyamak istiyorum kar...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder